14/5/2009 - Hazreti Ömer'in Gelini
Hazret-i Ömer r.a. Halife.. Her zamanki tedbili kıyafet haliyle.. Gece... Medine sokaklarını dolaşıyor dolaşıyor... Karanlık gece... Bir evin önünden geçmekte... Evden sesler gelmekte... Acaba ne oluyordu? Durdu. Kulak kabarttı. Dinlemeye başladı. Bir anne ve kızı. Anne: -Kızım, yarın satacağımız süte su karıştır! -Anne, Halife süte su karıştırmayı yasak etmedi mi? -Kızım, gecenin bu saatinde Halifenin nereden haberi olacak, O şimdi yatağında uyuyor. -Anne! Anne! Halife uyuyor, haberi olmaz diyorsun! Herşeyi bilen, gören ve herşeye kâdir olan Allahü teâlâ bizi görüyor, hâlimizi biliyor! Hilemizi insanlardan gizleyebiliriz, fakat herşeyi bilen ve gören Allah'tan nasıl gizlersin?
Hazret-i Ömer, bu kızın güzel ahlâkına çok hayran kaldı. Bu durumu hanımına da anlattı. Sonra da , o kızı oğlu Âsım'a nikâh etti. Kız Ömer'e gelin oldu.
Ömer'e gelin olmak o kadar kolay ki... Allah'ın her şeyi bildiğini ve gördüğünü bilmek, ondan bir şey gizlenemeyeceğini idrak etmek ve o hal ile yaşamak o kadar o kadar kolay ki... Gelin olunacak Ömer'mi, her devirde bir Ömer bulunur, yeterki o güzel ahlak olsun. Ömer bulur Ömer'e buldurulur.....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/5/2009 - Bir sahabinin aşk hikayesi….
 Bir sahabinin aşk hikayesi….
İsmi Mersed ibnu ebi Mersed…
Önemli bir sahabe…
İslamdan önce bir kızı seviyordu…
Aşık…
İslam yok..Din yok…ve O bir kıza tutkun…
O İslama girdi ama kız Müslüman olmadı…
O hicret etti…Kız ne Müslüman oldu ne de hicret etti…
Mersed bir kahraman…
Ne yapıyordu?…Medineden Mekkeye ye gidip esirleri kaçırıyordu…
Kahraman!!!….
Gece Mekkeye gidiyor bir esiri alıyor…Her seferde bir esir…
Rasulullah(S.A.V) ta bu sahabeden memnun…O bir kahraman…
Günlerden birgün Mersed geceyarısı Mekke de…Gizleniyor…
Bu sırada onu eski aşığı görüyor…müşrik bir kadın!…ismi Anak…
Mersedi uzaktan gördü: Bağırdı: -Mersed!!!Mersed!!
Mersed: -Evet Sen kimsin?
-Ben Anak!!!Sevgilin…Aşığın….Mersed rahat bir yaşama ve bir yatağa ne dersin?Eski günlerimiz gibi!!!
-Ya Anak!Allah(C.C) bizlere zinayı haram kıldı!!!
-Sadece bir gece!….
-Haram!!
-Ya Mersed!!!Hatırlasana!!!
-MaazAllah!!!Ben (C.C)’tan korkuyorum…
(Şeyh Nebil el-Avadi: Ne kadar kız dine bağlandı ama erkek arkadaşını bırakmadı,ne kadar genç dine bağlandı ama kız arkadaşını bırakmadı. Sabırlılar nerede?)
Biliyormusunuz Anak ne yaptı? Bağırdı…
-Ey Mekke Ehli…EyMekke Ehli!!!!!!Bu kişi Mersed esirlerinizi kaçırıyor…
Onu açığa çıkardı!
Yani ya haram işlersin yada ölürsün!!!!…
İnsanlar kılıçlarını,hançerlerini kuşandılar ve Mersedi aramaya başladılar.
Mersed kaçtı yanında bir esir vardı, onu sırtında taşıyordu bir çukur buldu ve içine girdi….Mersedin başının yanında durdularda onu bulamadılar.. göstertmedi…Kurtuldu…
Medineye gitti…Rasulullah(S.A.V) e ulaştı…
Biliyor musunuz Mersed ne dedi?
‘’Ya Rasulallah(S.A.V) ! Anak müşrik bir kadın.Onunla evlenmem helal midir?’’
(O kadın onun yerini açığa çıkardı!!!Ama yine de helal yoluyla evlenmek istiyor…Aşık! Ama haramı asla düşünmeyen bir adam…)
Rasulullah(S.A.V) cevap vermedi…henüz vahiy inmedi…hüküm yok… ’tan gelecek vahiy bekleniyor…
Daha sonra Azze ve Celle şu ayeti indirdi:
‘’ Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.’’ Nur S.3
(Harammmm! Zinaya alışmış bir kadınla evlenmen haram! Vallahi onu seviyorsan bile…. Vallahi kalbin ona bağlanmış olsa bile…Gece onun hatıralarıyla uyuyorsan bile…Haram!!!)
Rasulullah(S.A.V):
’’Ya Mersed (C.C)sana bunu haram kıldı’’ dedi…
Mersed bu kadını bir daha asla düşünmedi…
Şeyh Nebil El-Avadi: ‘’Geceleri uyuyamıyorlar!!!!…Neden!!!!!….Kilosu 60 kiloydu düştü 30 a….30 kilo nereye gitti!!!…sevgi!!!….aşk!!!…
kimya kitabını açıyor dengelere değil kızın resmine bakıyor!!!!…
Kanunlar değil onun resimleri,şekli var kitapta….Anne zannediyor ki ders çalışıyor…Hayır!!Ders çalışmıyor!!!
Gece uyumuyor balık gibi ters düz oluyor….yatağın üzerinde pişiriliyor sanki…onun düşünerek yatıyor….onu düşünerek uyuyor!!! Hep korku…hep gözyaşı…hep kaygı…hep gam…
Çünkü o (C.C) için olan bir sevgi değil…. "
alıntı
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/4/2009 - Şule Yüksel Şenler'den Bir Şiir...
 Şule Yüksel Şenler'den Bir Şiir...
31 Temmuz 2008 - 10:25:17 Demir parmaklıklardan kuş uçar, ben uçamam, Kilitli kapıları zorlasam da açamam. Hak uğrunda zindana girmem mukadder imiş,
Takdir-i İlahiden gafil gibi kaçamam!
Değil mi ki müminim, baş eğemem zalime, Zalimin zulmü vardır, Hak yolunda aleme Zindanda olsam dahi görünür bana Cennet, Şeref duyun kardeşler, acımayın halime!
Üzerime vurulsa kat kat iri kilitler, Çekilse duvarlara cereyanlı telden çitler,
Hapsedemezler asla bendeki gür imanı. İsterse öldürsünler... Ölmezler ki şehitler!
İlk İslam şehidesi Hazret-i Sümeyye'nin İzinden gideceğim o kahraman ninemin, Ebu Cehil birdi dün, bu günse binlercedir, Hepsiyle savaşım var, zafere ettim yemin!
Demirler kara burada, ama alnım ak paktır,
"Zalime Hakk'ı ihtar, hükümdar olsa haktır!" Firavun'a, Nemrut'a kalmamış fani dünya, Sorarım size hangi zalime kalacaktır?
Bir gün elbette Hakk'ın divanı kurulacak. O yüce mahkemede hesaplar görülecek, Zalim bilinen mazlum, mazlum görülen zalim Kimmiş hakkıyla o zaman bilinecek!
Hakk'ın gazabı şedid, azabı çetin lakin, Her hakimden adildir zira o yüce Hakim Bir kırmızı koyundan, bir ak koyunun öcü Alınacak o günde elbette sakin sakin...
Hapishane denilen şu dört duvar arası Alnı kara olana olmakta yüz karası. Vicdanı ak, alnı pak olan müminler için Hapis bir ceza değil, bir şeref madalyası!
Sözde mani oldular dıştaki hizmetime, Bilseler ki kavuştum burada hürriyetime. Nura muhtaçlar varken olamam dilsiz zira Hizmet aşkı işlemiş kanıma ve etime!
Kadınlar koğuşunda huri oldu kadınlar, Aydınlığa kayboldu kapkaranlık yarınlar. Elemler dindi artık, ıstıraplar duruldu. Secde-i Rahman'dadır şimdi bütün alınlar!
Dışarıda bulunup da "mahkûm hür" olmaktansa, "Hür mahkûm" olmak evla, kahırdan solmaktansa Bir can borcum var Hakk'a işitin ey zalimler: Feda ettim yoluna davamdan dönmektense!
Din ve ahlak yolanda çalınan mazlumları Mahkum eden zihniyet yüklenir günahları, Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah'ı var,
Zalimde kalmaz asla mazlumların ahları!
Dinle ey genç kardeşim, ninem, dedem dinle bak; İnanandır zafer milletçe uyanırsak. Dinsiz tepene bindi, sen neden uykudasın? Silkin biraz Hak için, artık sen de durma kalk!
Ey Şule! Yeter artık, coştu yine kalemin, Hak yerini bulacak, dinsin artık elemin. Her gecenin ardından aydınlık bir gün doğar, Zafer vadediyor bak bize Rabbül Alemin!...
Şule Yüksel Şenler
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/3/2009 - Ellerimizin Büyük Boşlugu....

Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz Rüzgarın sesini, ırmağın sesini Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek olduğu bir dünyayı yeniden isterken Seni istiyoruz aslında Bunu söyleyemiyoruz
Her yer gece, çok gece Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim Çok yenildik yetmez mi Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında Büyütüp durduk siyahı
Gece gece gece Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi Bilmiyoruz Çünkü Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şu an Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları Yusufu düşüneceğiz, Yakupu, Musayı İsayı düşüneceğiz, Nuhu ve öbürlerini Ve Efendimizi Efendimizi
Kuyular kuyular kuyular kazdık Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık Kestik kendimizi deldik yaktık Sonra sana değil dünyaya aktık Dünya ki mescittir biz onu otel yapmışız Kalktık ki yenilmişiz değişmişiz azmışız Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız
Bir çocuk oyuncağını alamamış Bir kız sevdiğini saramamış Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu Bir adam paramparça bir çift göz için Biri ekmek götürememiş evine Birisi aşk Birimiz dünyayı kurtaracak Birimiz yarını Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor
Geldik işte bunlar ellerimiz Açılmış bak bilirsin ne diye Ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik Burası dünya Şu biziz Bunlar da ellerimiz Öyle açık öyle acemi öyle boş Öyle mahcup öyle dalgın öyle boş Öyle boş
Senin değil miyiz hepimiz Senin değil mi her şey Alırsın kime ne verirsin kime ne Ve bu açtığımız eller senin değil mi Senin değil miyiz hepimiz Rabbim Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar
Kimsesiziz kime gidelim Yaralarımız var kime Sıcak bir şey arıyoruz kime Merhamet istiyoruz kime Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim Sorumuz ve cevabımız sen değil misin Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim Çok yürüdük yollar kayboldu yol olduk sana geldik Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
Geldik işte bunlar ellerimiz Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu Beş duygum harab, altı yönüm harab On parmağımda on acı Ya Rab Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya Fırlattın beni dünyaya Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor Kapı açılacak yoksa niye var Rahmet örtecek günahı Geride kalacak gazabın adımları Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz
Başımız yerde Açtık elimizi sevgilinle birlikte Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım Elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına İnşirah inşirah inşirah Ayetİn değil miyiz senin Ya Allah

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/3/2009 - ''Gönlüm Ki GÜl'e Hasret'', ''Ey sev

Güllerin ateşini onu derenler bilir. Yüreğin ateşini kalbe girenler bilir. Bilmez gülün kadrini pervane-veş yanmayan Kıymetini güllerin sırra erenler bilir Yılda bir defa kurban keserler halk-ı alem ıyd için Dem-be-dem saat-be-saat ben senin kurbanınım. Alem halkı bayramda yılda bir kez kurban keserler. (Ey Sevgili!) Ben her zaman, her saat senin kurbanınım.
Herkes güle,bülbül olmaya hazırdır. Bülbül gül olduğunda güzelce şakır. Bülbülün anlamıdır gül. Bülbülün kanıdır gül… Diken gülle gül kokar…
Gönüller ki Gül’e hasret!.. Gül sözleri edelim, gül düşleri görelim gül gecelerinde. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla…
Gönlüm ki Gül’e hasret!.. Güzellik Gül’e, sevgi bana düşmüş,sevginin ve vefanın bülbüle düştüğü gibi…
“Gül gülse daim,ağlasa bülbül aceb değil…”
“Zira kimine ağla demişler, kimine gül”
Gül yeter ki gülsün ona gülmek yakışır.Bense ağlamaya razıyım.Aşk da tatlı bir gözyaşı değil midir zaten,sevdiğini güldürmek için yapılan işler uğruna…
Ey Gül’üm gülümseyişlerin vursun yüzlerimize, nur içinde nur olsun. Güzelliğin hakiki sevenleri, sevecekleri hakiki güzelliği seninle tanısınlar ve seni ansınlar.Yaşasın senin için ağlayan her dize şiirde ve senin için parlayan her damla nehirde…
Ey Sevgili kapına geldik aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize, her şey SEN olsun şu dünyada ve olmasın SEN olmayan dünya da... Dertsiz olmak dert olarak yeter…
Gönlüm ki GÜL’e Hasret !
selam ve duayla
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Kategoriler
Arkadaşlarım
~ ÇoCuK ~ hazanmevsimleri gonuldendamlalar ichliebedir kadircpkn beyza99 gozleridenizkokan Hadimullah AZADÎ
KURAN-I KERİM
|